Onur Ve Doğancan İki Yakın Arkadaş
• 27/3/2007 - Atatürk Kurtuluş Savaşında
ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞI'NDA
Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı Selam durdu kayığı, çaparası, takası, Selam durdu tayfası.
Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman Duman değildi bu Memleketin uçup giden kaygılarıydı.
Samsun limanına bu gemiden atılan Demir değil Sarılan anayurda Kemâl Paşa'nın kollarıydı.
Selam vererek Anadolu çocuklarına Çıkarken yüce komutan Karadeniz'in hâlini görmeliydi.
Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar Kalktı takalar, İzin verseydi Kemâl Paşa Ardından gürleyip giderlerdi Erzurum'a kadar.
Cahit KÜLEBİ
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Bilgisayarımmı var derdimmi var???
|
Çağrı merkezlerindeki görevlilerin, sorunları çözmeye çalışırken "mavi ekran" vermesine sebep olan bazı Çağrı merkezi dialoglar..
Bir müşteri internete erişme konusunda birtakım sıkıntılar yaşıyor:
Çağrı merkezi: Doğru şifreyi girdiğinize emin misiniz?
Müşteri: Evet eminim. Hatta bunu bir arkadaşımdan gördüm. Çağrı merkezi: Peki bana şifrenizin ne olduğunu söyleyebilir misiniz?
Müşteri: Beş tane küçük yıldız
****************************************************
Çağrı merkezi: Ne çeşit bir bilgisayar kullanıyorsunuz?
Müşteri: Beyaz
****************************************************
Müşteri: Merhaba, ben Kamil. Bilgisayarımın disket girişinde disket takıldı kaldı, dışarı çıkaramıyorum. Çağrı merkezi: Dışarı çıkarmak için gerekli olan düğmeye bastınız mı? Müşteri: Evet bastım ama hâlâ çıkmıyor. Çağrı merkezi: Bu durum pek iyi gözükmüyor, not almam lazım.
Müşteri: Aa. Bir saniye. Disketi daha takmamışım, hâlâ masamın üzerinde duruyor. Pardon...
****************************************************
Çağrı merkezi: Bilgisayarınızın ekranında sol tarafta bulunan 'Bilgisayarım' ikonuna tıklar mısınız? Müşteri: Sizin solunuz mu benimki mi?
****************************************************
Çağrı merkezi: İyi günler. Yardımcı olabilir miyim? Müşteri: Merhaba, bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Çağrı merkezi: Ok, şimdi 'başlat'a basar mısınız ve. Müşteri: Bana teknik bilgiler söylemekten vazgeçin, ben Bill Gates değilim!
****************************************************
Müşteri: İyi günler, yine ben Kamil. Bilgisayarımdan çıktı alamıyorum. Her seferinde tekrar deniyorum, ama karşıma 'Yazıcıyı göremiyor' şeklinde bir yazı çıkıyor. Yazıcıyı monitörün önüne kadar getirdim hala göremediğini söylüyor.
*****************************************************
Müşteri: Kırmızı renkte baskı alma konusunda bir problem yaşıyorum. Çağrı merkezi: Renkli baskı alabilen bir yazıcıya sahip misiniz? Müşteri: Aaaahh. Teşekkür ederim.
*****************************************************
Müşteri: Klavyem çalışmıyor. Çağrı merkezi: Bilgisayara bağlı olduğ undan emin misiniz? Müşteri: Hayır, bilgisayarın arkasına ulaşamıyorum. Çağrı merkezi: O zaman klavyenizi elinize alın ve 10 adım geri gidin. Müşteri: Ok
Çağrı merkezi: Klavye sizle birlikte geliyor mu? Müşteri: Evet. Çağrı merkezi: Bu klavyenizin bilgisayara bağlı olmadığını gösterir. Başka bir klavye var mı? Müşteri: Evet, burada bir adet daha var. Aaah, bu çalışıyor.
*****************************************************
Çağrı merkezi: Şifreniz, küçük harfle 'a' büyük harfle 'V' ve 7 rakamı
Müşteri: 7 de büyük harfle mi yazılacak?
*****************************************************
Müşteri: Büyük bir problemim var. Bir arkadaşım bilgisayarıma ekran koruyucusu koydu ama ne zaman mouse'u hareket ettirirsem ekran koruyucum ortadan kayboluyor.
*****************************************************
Çağrı merkezi: İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim? Müşteri: Hayatımda ilk kez bir e-posta yazıyorum. Çağrı merkezi: Ok, sorun nedir? Müşteri: E-posta adresini yazarken 'a' harfini buldum ama nasıl yuvarlak içine alacağımı bilmiyorum. Çağrı merkezi: __________! Müşteri: N'ooldu
| |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/3/2007 - Böyle Sevmiştim İşte Seni
BÖYLE SEVDİM İŞTE
Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle...
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok...
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/3/2007 - Şiir
 |
Aşk, bir ideale ulaşabilmek için ruhun kanatlanmasıdır. |
|
 |
Gerçek aşkta ne vefa vardır, ne de cefa. |
|
 |
Gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir. |
|
 |
Aşk, kendisini doğuran nesnenin iyi mi, kötü mü olduğunu biz katiyen farketmeksizin bizde uyandırılabilen bir tutkudur. |
|
 |
Aşk, insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş bir tuzaktan başka bir şey değildir. |
|
 |
Bir aşktan kurtulmak, aşık değilken aşık olmaktan daha güçtür. |
|
 |
Aşkta asla sevmemek, sevilmek için en emin yoldur. |
|
 |
Aşk, insanda bulunan değerlerin en ulvi ve ilahi olanıdır. |
|
 |
Aşkta insan ne yardımcı, ne de arkadaş ister. |
|
 |
Aşk, imkansız birçok şeyi mümkün kılar. |
|
 |
Aşk ve bağlılık en güzel çelenkleri örer. |
|
 |
Aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir. |
|
 |
Aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. |
|
 |
Aşk, değişmeyince ölür. |
|
 |
Acıkmış bir aşk, öğütlerle beslenemez. |
|
 |
Aşk, insanı sürükleyip götüren eşi bulunmaz bir taşıt aracıdır. |
|
 |
Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir. |
|
 |
Aşk öyle bir saltanattır ki, zevali yoktur. |
|
 |
Aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. |
|
 |
Aşk meyinden içen aşık ayrılmaz. |
|
 |
Aşk, kalbimizin saygısız misafiridir. Bize sormadan gelir bize sormadan gider. |
|
 |
Aşk, kızıl gibi geçirilmesi gereken bir hastalıktır. |
|
 |
Mevcut bir aşkı uzun zaman gizleyecek veya bulunmadığı yerde onu var gibi gösterecek bir yüz örtüsü yoktur. |
|
 |
Aşk, akıllı, aptal demeden, bütün insanlara bulaşan bir hastalıktır. |
|
 |
Gerçek aşk, karşılık olarak hiçbir şey beklemediğin yerde başlar. |
|
 |
Gerçek aşk, tıpkı cinler, periler gibidir: bahsini herkes eder, ama gözüyle görmüş olan pek azdır. |
|
 |
Aşk, büyüktür ama sonsuz değildir. |
|
 |
Aşk, bıkmakla ölür, unutmakla gömülür. |
|
 |
Yeni bir aşk, yeni bir dert demektir. |
|
 |
Aşk, insana vakar, ağırbaşlılık, hatta güzellik verir. |
|
 |
Aşk ancak ondan kaçmakla yenilebilir. |
|
 |
Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. |
|
 |
Aşktan kurtulmak, ona tutulmak kadar kolay değildir. |
|
 |
Gerçek aşk çok nadirdir, ama gerçek dostluk derecesinde değil. |
|
 |
Aşklar, ovaları kaplamış olan muazzam ordulara benzer... Daha dün, bütün ihtişamı ile orada iken, bugün ararız, yerinde yeller eser. |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|